Haberler

AHMET SEZGİN / BİR ÖMÜR

Arabesk Müzik”in ancak “sıradan” insanlar tarafından temsil edilebileceğine, bu türe ancak “sıradan” insanlarca değer verilebileceğine inanan anlayış, müzik merdiveninin basamaklarını çıkarken, başka türlerde yoğunlaştıktan sonra, “Arabesk Müzik”e direksiyon kıran isimleri unutturmak için fazla mesai harcamışsa da amacına ulaşamamıştır. Çünkü anlayışın dar açısına bel bağlamadan alanlarını genişleten bu isimler bu dünyadan göçmüş olsalar da eserleri bugüne kadar gelebilmiştir. Ahmet Sezgin, bu isimlerin en önemlilerindendir. “En önemli” sıfatı,birden fazla alanda “ilk”e imza atmış olsa da mütevazı duruşundan zerrece taviz vermemesi, konumunu değil yoğunlaştığı çalışmayı önemsemesi dolayısıyla onunla özdeşleştirilmiştir. 1936 yılında İstanbul’da dünyaya gelen, orta öğreniminden sonra 1954’te “İstanbul Radyosu Yurttan Sesler Korosu”nu kurmak amacıyla açılan sınava giren, dönemin kalburüstü imzalarından oluşan bir jürinin karşısına geçen Sezgin’in hayatındaki “ilk”ler perdesi bu olayla açılmıştır: İlk kez açılan sınavda Sezgin 935 katılımcı arasında “ilk” sırayı almıştır. İlk plağını 1960 yılında çıkarmıştır. Bu çalışmayla da kendi alanında bir “ilk”e imza atmıştır. Bir uzun hava derlemiş ve plağına bu uzun havanın ismini vermiştir. Zamanının ve sonrasının isimleri, plaklarına ya da albümlerine, ritmik bir ezginin ismini verirlerken o, uzun havayı tercih ederek kendi yolunu açmış ve bu yolda türün temposuna uyarak koşturmadan ilerlemiştir. 1964 yılında, Suat Sayın’ın bestelediği ilk arabesk ezgi olan “Sevmek günah mı?”yı olgunlaştırmaya başladığı orijinal tarzıyla okuyan, yine aynı yılda, Orhan Gencebay’ın “Deryada bir salım yok” adlı ezgisine “ilk” playback’i yapan Sezgin; el üstünde tutulan ve artık daha çok “Arabesk Müzik” için dirsek çürütmüş bir isim olsa da düşüncelerinin ve dolayısıyla müziğinin aşınmasına, ayağa düşmesine izin vermemiş ve hızını artırmadan yoluna devam etmiştir. Sezgin hangi türde performansını sergilerse sergilesin o türün sınırlarına sıkışmayan bir sesi, hayranlarına hediye etmiştir. Sınırlara sıkışmayan sesiyle Sezgin, yoğun bir arkeolojiye giriştiği, kendisinden öncekiyle bağ kurmayı ihmal etmediği için aşınmayla mücadelesinde yenilgiye uğramamıştır. Döneminin ve sonrasının birçok “erkek” sesi özellikle “Türk Halk Müziği”ni ve “Arabesk Müzik”i cinsiyetçi tonlarını kanıtlamak için seçerken Sezgin, cinsiyet tahakkümüne geçit vermeyen, insani duyarlılığı önemseyen sesiyle bu türlerde dillendirilen insani duyarlılığın resmini çizmiştir. 2012 yılında Anadolu Müzik etiketiyle çıkan “Ahmet Sezgin Bir Ömür” başlıklı albüm onu, “ilk”lere imza atan mütevazı“popüler” icracı olma noktasına ulaştıran ezgileri bir araya getirirken, dinleyiciye; ‘60’lı, ‘70’li ve ‘80’li yıllarda müzik başta olmak üzere sanatın diğer alanlarında nasıl bir havanın teneffüs edildiğini hikaye etme derdini de üstlenmiştir. Anlatılan bu hikayeden yola çıkacak olan dinleyici; hikayedeki acıtıcı gerçeklik boyutunu görmezden gelmeyerek bu bağlamda, sorgulamayı es geçmeyen yepyeni bir sayfa açtığında çalışma anlamını artıracaktır. Ahmet Sezgin “Bir Ömür” Evrensel gazetesi /Mehmet Akif Ertaş 26/06/2012



Eklenen Son 5 Arşiv;


Metin Altıok şarkıları / Doğan Hızlan

Metin Altıok şiirlerini bir de bestelerinden dinleyin 16.07.2014 Çarş


Yasemin Göksu'dan yeni albüm "Âh!" CNNTÜRK (20.06.2014)

Yasemin Göksu, yeni albümü "Âh"da sesiyle derinlere dokunuyor. Albüme


ÇAPULCU ZAMANLAR / Bir Parka Sığan Milyonların Hikayesi

Gezi Direnişi sürecinde bizler özgür basın geleneğinden gelen Etkin Ha


AYRI DÜNYALAR /NAİM DİLMENER / RADİKAL

Farklı, alışılmış standartların epeyce uzağında çok sayıda albüm çıktı


‘KENT ŞARKILARI / BAŞKA Kentli Bilge’ kentin ‘Başka’ şarkılarını mırıldanırken…

Mehmet Akif Ertaş / Evrensel Gazetesi “Flaneur”; yirminci yüzyılın